Yıllardır tıp dünyasında tartışmalara yol açan “tuz tüketimi” konusunda İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay’dan yine ezber bozan bir açıklama geldi. Bugüne kadar bilinenin aksine böbrekleri bozan asıl unsurun tuz olmadığını savunan Karatay, “Tuzsuz kalmak tehlikelidir. Böbrekleri de bozar, tansiyonu da yükseltir” diyerek organ sağlığını tehdit eden asıl gizli tehlikelere dikkat çekti.
Sağlıklı beslenme konusundaki çarpıcı çıkışlarıyla bilinen Prof. Dr. Canan Karatay, toplumda kalıplaşmış “tuz böbrekleri çürütür” inancının yanlış anlaşıldığını belirtiyor. İnsan vücudunun temel minerallere ve gerçek tuza (işlem görmemiş kaya tuzu gibi) hayati derecede ihtiyacı olduğunu vurgulayan deneyimli hekim, asıl tehlikenin bilinçsizce tüketilen kimyasallar ve yanlış beslenme alışkanlıkları olduğunun altını çiziyor.
Karatay’ın açıklamalarına göre vücudu tamamen tuzsuz bırakmak, faydadan çok zarar getiriyor. İnsan hücrelerinin ve böbreklerin düzgün çalışabilmesi için doğal minerallere ihtiyacı bulunuyor. Vücut ihtiyaç duyduğu bu doğal sodyum ve minerallerden mahrum bırakıldığında, kan basıncını (tansiyonu) dengelemekte zorlanıyor ve böbreklerin çalışma mekanizması strese giriyor.
Karatay, burada bahsedilen tuzun marketlerde satılan “rafine edilmiş, içi kimyasallarla dolu, beyazlatılmış masa tuzu” olmadığını özellikle vurguluyor. Sağlık için gerekli olan tuzun; işlem görmemiş, mineral bakımından zengin doğal kaya tuzu veya kristal tuz olduğunu belirtiyor.
Peki, böbreklerimizi asıl yoran ve iflasa sürükleyen faktörler neler? Prof. Dr. Karatay, böbrek fonksiyonlarını bozan en büyük etkenin, toplumda çok yaygın olan bilinçsiz ve aşırı ilaç tüketimi olduğunu açıklıyor.
Özellikle en ufak bir ağrıda leblebi gibi yutulan ağrı kesiciler, gereksiz yere kullanılan antibiyotikler ve kimyasal takviyelerin süzülme işlemi böbreklerde gerçekleşiyor. Sürekli olarak bu kimyasallara maruz kalan böbrekler, zamanla yorularak süzme yeteneğini kaybediyor. Buna ek olarak, modern çağın vebası olan işlenmiş gıdalar, rafine şeker ve mısır şurubu da böbrek damarlarını tahrip eden baş aktörler arasında yer alıyor.